|
4. Bölüm
Aisopos ile
Van Gogh'un Düeti
KÖPEK, HOROZ, BİR DE TİLKİ
Bir köpek ile horoz arkadaş olmuş, birlikte yola
koyulmuşlar. Gitmişler, gitmişler, hava
kararınca horoz bir ağaca tünemiş. Köpek de
ağacın dibindeki kovuğa girmiş, kıvrılıp uyumuş.
Ama horozun adetidir, daha ortalık ağarmadan
başlamış ötmeye. Ötmesini öteden bir tilki
duymuş, koşup gelmiş : “ Aman ne tatlı sesin
varmış senin! Hele gel de seni bir bağrıma
basayım! “ diye türlü diller dökmüş. Horoz: “
Kapıcı ağacın dibinde yatıyor, sen onu uyandır,
kapıyı açsın, ben de inerim.” demiş. Tilki
inanmış horozun sözüne; kapıcıyı bulup da bir
konuşayım derken köpek uyanmış, üzerine atılıp
paramparça etmiş.
Düşünceli kimseler, üzerlerine düşmanlarının
saldıracağını gördüler mi, onları kandırır daha
güçlüsüne ısmarlarlar. Bu masal işte onun için
söylenmiş.
KÖPEK İLE DENİZ KABUĞU
Köpeğin biri yumurtaya pek dadanmış ; bir gün
bir deniz kabuğu görmüş, onu da yumurta sanıp
ağzını açmış, hap diye yutuvermiş. Biraz sonra
karnında bir ağırlık, bir ağrı duyunca anlamış
işi : “ oh olsun bana , gördüğüm her yuvarlak
şeyi yumurta sanmanın sonu böyle olur işte “
demiş.
Bir işe girişmeden önce düşünüp taşınmayanların
başlarına her türlü bela gelebilir, bu masal onu
gösteriyor.
KÖPEK İLE TAVŞAN
Av köpeğinin biri bir tavşan yakalamış, bir
ısırır, bir ağzını burnunu yalarmış. Tavşan
dayanamamış: “ Ayol! Ya ısırmayı bırak, ya
öpmeyi bırak da dostum musun, düşmanım mısın bir
anlayayım “ demiş.
Bu masal iki yüzlü adama uyar.
KÖPEK İLE KASAP
Köpeğin biri bir
kasap dükkanının önünden geçiyormuş; bakmış ki
kasap bir işle uğraşıyor, içeriye daldığı gibi
bir yürek çalmış, hemen dışarı fırlamış. Kasap
dönüp de köpeğin kaçtığını görünce : ” Sen o
yüreği aldın ya, iyi bil, bundan böyle benim
gözümden kaçamazsın , nereye gitsen
kurtulamazsın, bir yürek aldın ama benim
yüreğimi de pekleştirdin! “ demiş.
İnsanın başına bir şey geldi mi ders olur ve
gözünü açar, bu masal onun için söylenmiş.
ET TAŞIYAN KÖPEK
Köpeğin biri
ağzına bir parça et almış, bir ırmaktan
geçiyormuş. Suda yankısını görünce ağzında etle
giden bir köpek daha var sanmış, kendi
ağzındakini bırakıp ötekininkini kapmaya
çalışmış. Ama ikisini de elden kaçırmış. Biri
zaten yokmuş, ötekini de su alıp götürmüş.
Aç gözlülüğün sonu işte böyle olur.
ÇINGIRAKLI KÖPEK
Köpeğin biri çok sertmiş, herkesi gidip gizlice
ısırıverirmiş. Efendisi ne yapsın? Köpeğin
geldiğini duysunlar diye boynuna bir çıngırak
asmış. Bu sefer de köpek başlamış kurulmaya,
çıngırağını sallayıp sallayıp övünürmüş. Yaşlı
bir kancık köpek varmış, onun o halini görünce :
“ Nedir o senin çalımın? demiş. Sana o çıngırağı
güzelliğin için, yiğitliğin için mi taktılar
sanıyorsun? Kötülüğünü bildirmek için taktılar!
“ demiş.
Ben şöyleyim, ben böyleyim diye atıp tutanların
çalımı, çoğunun içinin kötülüğünü gösterir.
ASLAN KOVALAYAN KÖPEKLE TİLKİ
Av köpeğinin biri, bir aslan görmüş, onun da
peşine düşmüş. Aslan dönüp bir kükremiş, köpeğin
korkudan az kalsın ödü patlıyormuş, hemen kaçmış
oradan. Yolda onu bir tilki görmüş : “ A
zavallıcığım ! Sen aslan avına çıkayım diyorsun
ama daha aslanın kükremesine dayanamıyorsun! “
demiş.
Bazı insanlar vardır, kendilerini pek beğenir,
övünür, kendilerinden çok daha güçlüleri yemeğe
çalışırlar. Bir de onların kımıldandığını
gördüler mi, bakarsınız hemen gerisin geriye
dönerler, bu masal işte öylelerine anlatmalı.
DİŞİ ASLAN İLE TİLKİ
Tilkinin biri bir dişi aslan görmüş : “ Her
seferinde doğura doğura bir tanecik
doğuruyorsun! “ diye alay etmiş. Aslan dönmüş :
“Doğru söyledin, bir tanecik doğururum; ama bir
aslan doğururum! “ demiş.
Bir şeyin değerini ölçmek için azlığına
çokluğuna bakmamalı, neye yarıyor ona bakmalı
!...
ASLANIN KRALLIĞI
Aslanın biri hayvanlara kral olmuş. Öfke nedir,
kuvvetlilik nedir bilmezmiş; iyi huylu, hep hak,
adalet düşünen, insan gibi bir aslanmış. Bütün
hayvanları toplamış, kurda kuzu ile, parsa dağ
keçisiyle, kaplana ceylanla, köpeğe tavşanla
helalleşmelerini, bir daha o zavallıların
kalbini kırmamalarını tembih etmiş. Korkak
tavşan : “ Ben işte hep bu günü görmek
istiyordum, artık güçlüler de güçsüzlerden
korkmayı öğrenecek ! “ demiş.
Bir devlette adalet olur da yargılar hakka
uyarsa, büyükler gibi küçüklerde rahat yaşar.
KOCAMIŞ ASLAN İLE TİLKİ
Aslanın biri kocamış, yemeğini pençesinden
çıkaramayacağını anlayıp karnını kurnazlıkla
doyurmanın yolunu aramış. Bir ine gitmiş,
yalandan bir hastalık çıkarıp yatmış. Adettir,
hastaları ziyarete giderler, onun da hatırını
sormaya gelenler olmuş. Gelenleri birer birer
yakalayıp yemiş. Böyle niceleri yenip
yutulduktan sonra bir gün tilki de inin önüne
kadar gelmiş, aslanın ne halde olduğunu sormuş.
Aslan : ” Sorma, tilki kardeş, çok fenayım. Sen
neden içeri girmiyorsun, hele buyur da bir
konuşalım “ demiş. Tilki bakmış, bakmış : “
Girerdim ya ayak izleri hep içeri doğru, dışarı
olanını hiç göremiyorum “ demiş.
Düşünceli insanlar belirtilere bakıp tehlikeyi
anlar, böylece canlarını kurtarırlar.
ASLANLA ÇİFTÇİ
Aslanın biri bir gün bir çiftliğin ağılına
girmiş. Çiftçi : “ Hah! Düştün tuzağa ! “
diyerek ağılın kapısını kapatmış, aslan içeride
kalmış. Kükremiş, kükremiş ama kapıyı açan
olmamış; o da ne yapsın ? Birer birer koyunları
parçalayıp yemiş. Sıra gelmiş öküzlere... Çiftçi
kendi canından korkup gitmiş, kapıyı açmış.
Aslan gittikten sonra çiftçinin ağlayıp
sızlandığını gören karısı : “ Ya ne bekliyordun
? Oh olsun sana ! Sen o hayvanın adını duyunca
titremen gerekirken kalktın, ağıla kapatmak
istedin! “ demiş.
Kendinden güçlüsüne meydan okuyan insanlar bunun
cezasını çekerler.
ASLAN İLE ÇOBAN
Aslanın biri bir çobanın kızına aşık olmuş,
gitmiş kızı babasından istemiş. Zavallı çoban ne
yapsın ? Öyle yaman bir hayvana kızını verse
olmaz, vermem dese olmaz. Çok korkmuş, ama
sonunda bir yolunu bulmuş. Aslana demiş ki : “
Yiğidim ! ben kızımı sana vermeyeceğim de kime
vereceğim ? Ama bir şartım var; benim kızım
senin tırnaklarından da dişlerinden de korkuyor;
sen git, dişlerini çektir, tırnaklarını kestir,
ondan sonra gel, al gelini !" Aslan kanmış ; aşk
bu, neye katlanılmaz ki ! Dişlerini çektirip
tırnaklarını kestirmiş, gelmiş çobanın kapısına.
Artık çoban korkar mı ondan ? Sopasını kaptığı
gibi kapı dışarı etmiş.
Başkalarının sözüne kanıp da üstünlüklerini
kolayca elden çıkaranlar, bir daha kimseyi
korkutamazlar, kendilerinden yılmış olanlara
bile yenilirler.
|
|
|