|
7. Bölüm
Aisopos ile
Van Gogh'un Son Düeti
KURT İLE KEÇİ
Kurdun biri bakmış, dik kayaların üzerinde bir
keçi dolaşıyor. Ağzının suyu akmış, ama oralara
nasıl tırmansın ? Aklına bir kurnazlık gelmiş,
keçiye; “ Ayol , oralarda dolaşmaktan korkmuyor
musun ? Ya ayağın kayar da düşüverirsen ? İn
aşağı, bak ne güzel burası; çayırlık,
çimenlik...” demiş. Ama keçi kanmamış; " Senin
beni çayıra çağırman benim karnım doysun diye
değil, senin karnın doysun diye... Belli ki aç
kalmışsın! “ demiş.
Kötüler, içyüzlerini bilenlere kurnazlık etmeye
kalktıklarında kurnazlıkları bir işe yaramaz.
KURT İLE KOCAKARI
Kurdun karnı
açıkmış, bir şey bulsam da yesem diye
dolaşırmış. Gitmiş gitmiş, bir evin önüne
gelmiş. İçeriyi dinlemiş, bir de bakmış ki
içeride bir çocuk ağlıyor, bir kocakarı da; “
Sus, yoksa seni şimdi kurda veririm! “ diyor.
Kurt, kocakarının gerçek söylediğini sanıp orada
uzun uzun beklemiş. Akşam olmuş, çocuğu veren
yok. İçeriyi bir daha dinlemiş, bu kez de bakmış
ki kocakarı çocuğa; “ Kurt gelirse, biz onu
tutar öldürüveririz ! “ diyor. Kurt bunu
duyunca; " Ne acayip insanlar var bu evde ! Önce
ne diyorlar sonra ne yapmaya kalkıyorlar ! “
demiş ve dönmüş geldiği yere.
Bu masal, yaptıkları dediklerine uymayan
kimseler için söylenmiş.
KURT İLE AT
Kurdun biri bir tarladan geçiyormuş, boydan boya
tarlada arpa görmüş. Kurt ne yapsın arpayı?
Yiyemez ki ! Bırakıp gitmiş. Yolda önüne bir at
çıkmış. Onu görünce; “ Ben de seni arıyordum,
şurada arpa buldum ama yemedim sana sakladım,
bayılırım senin dişlerinin gıcırtısına. Gel sen
ye, ben de seyredeyim” demiş. At kanmamış bu
sözlere; “ Yahu, ben kurtları bilmez miyim? Sen
arpa yiyebilseydin karnını doyurmak zevkini
bırakır da kulaklarının zevkini düşünür müydün ?
“ demiş.
Yaradılışlarından kötü olanlar, kendilerine
iyilik ediyormuş gibi bir süs verseler de gene
kimseyi kandıramazlar.
KURT İLE EŞEK
Kurdun biri öteki kurtlara başkan seçilmiş,
hemen yeni bir yasa çıkarmış; “ Bundan böyle her
kurt avda ne eline geçerse öteki kurtlarla
paylaşacak, böylelikle hiçbir kurt açlık
çekmeyecek, birbirimizi yemekten kurtulacağız “
demiş. Orada bunları dinleyen bir eşek varmış,
hemen gelip; “ Senin bu yeni yasana doğrusu
diyecek yok, çok güzel, yüreğinin yüceliğini
gösteriyor. Ama sen dünkü avını götürdün inine
sakladın, onu niçin ortaya çıkarıp diğer
kurtlarla paylaşmıyorsun ? “ demiş. Kurt utanmış
yasayı geri almış.
Hakka, adalete uygun dediğimiz yasaları
çıkaranların çoğu, o yasalara kendileri
uymazlar.
YOLCU İLE AYI
İki arkadaş yolda gidiyorlarmış, önlerine
birdenbire bir ayı çıkmış. Biri hemen ağaca
tırmanmış, dalların arasına saklanmış ; öteki
kendini yere atmış, ölü gibi öyle durmuş. Ayı
burnunu uzatmış, adamın her yerini koklamış ;
ama adamcağız nefesini bile tutmuş. Ayı ölüye
dokunmaz derler, bu söz doğru olacak ki o ayı da
yürümüş gitmiş. Hayvanın uzaklaştığını görünce,
ağaçtaki adam da yere inmiş, ötekine; “ Ayı
senin kulağına bir şeyler söyledi, ne dedi ? “
diye sormuş. Arkadaşı : “ Ne diyecek ? Tehlikeyi
görüverince seni bırakıp kaçan dostlarla sakın
bir daha yola çıkma dedi ! “ demiş.
Asıl dost kötü zamanda belli olur, bu masal onun
için söylenmiş.
YOLCULARLA KARGA
Birkaç kişi birlikte yola çıkmışlar, bir işe
gidiyorlarmış ; önlerine bir gözü kör bir karga
çıkmış. Yolculardan biri; “ Karga uğursuz
hayvandır, dönelim geri ! “ demiş. Ötekiler de
döneceklermiş ama biri; “ Yahu ! demiş, bu karga
bizim başımıza geleceği nereden bilir ?
Bilseydi, kendi başına geleceği bilirdi de böyle
bir gözü kör olmazdı ! “
Kendi işlerine bakıp düzeltmeyenler,
başkalarının işine karışırsa böyle tuhaf olur.
YOLCULAR İLE BALTA
İki kişi birlikte yola çıkmışlar. Biri bir balta
bulmuş. Arkadaşı; “ Bir balta bulduk “ demiş.
Bunun üzerine öteki; “ Bir balta bulduk deme,
sen bir balta buldun de “ demiş. Gitmişler
gitmişler, arkalarından ayak sesleri duymuşlar.
Dönüp bakmışlar, bir de ne görsünler ? Baltayı
yitirenler mallarını istemeye geliyorlar.
Baltayı bulan; “ İşimiz kötü ! “ demiş. Bunun
üzerine öteki; “ Neden işimiz kötü diyorsun ?
Benim işim kötü de. Sen baltayı bulduğun zaman
beni işin içine kattın mı ki şimdi katıyorsun “
demiş.
Dostunun bahtiyarlığından payını alamayan kimse,
felaketinden de yerinmez, bu masal onu
gösteriyor.
YOLCULAR İLE ÇINAR AĞACI
Bir yaz günü öğle vakti iki yolcu yorulmuş ,
sıcaktan terlemişler; uzaktan bir çınar görünce
sevinip hemen gitmişler, gölgesine serilmişler.
Biraz sonra başlarını kaldırıp bakmışlar; “
Kısır bir ağaç, yemişi yok ki ! Ne işine yarıyor
insanın? “ demişler. Bunun üzerine ağaç dile
gelmiş; “ Ne nankör insanlarsınız siz ! Benim
altımda oturmuş serinliyor, yorgunluğunuzu
gideriyorsunuz. Bu iyiliğimi unutup bana kısır
diyor, insanın bir işine yaramaz diyorsunuz ! “
demiş.
İnsanlar arasında da öyleleri vardır.
Bazılarının talihi o kadar kötüdür ki
komşularına iyilik ederken bile bir işe
yaradıklarına inandıramazlar.
YOLCU İLE DOĞRU SÖZ
Yolcunun biri bir çölde giderken bir kadın
görmüş. Bir başına oturan, gözlerini yere eğmiş
bir kadıncağız... Yolcu; “ Kimsin sen ? “ diye
sormuş. Kadın; “ Doğru sözüm ben” demiş.. “ Ne
diye şehri bıraktın da çölde oturuyorsun ? “
diye sorunca da; “ Ne yapayım ? Eskiden yalana
az kişide rastlanırdı ; şimdi ise ne denilse, ne
işitsen içine yalan karışıyor “ demiş.
Yalan , doğru sözden çok olunca yaşamak insanlar
için zorlaşır, acılaşır.
YOLCU İLE HERMES
Adamın biri uzun yola çıkacakmış, ne bulursa
yarısını Hermes tanrıya adamış. Gitmiş gitmiş,
bademle hurma dolu bir torba bulmuş. İçinde para
var sanarak sevinçle yerden almış, sallamış,
açmış. Para olmadığını görünce gene elinden
atmamış ; “ Ne yapalım ! Bu da kardır ! “
diyerek bademleri de , hurmaları da yemiş, sonra
bademlerin kabuklarını , hurmaların
çekirdeklerini toplamış, bir büyükçe taşın
üzerine götürüp; “ İşte adağımı yerine
getiriyorum Hermes tanrı. Sana bulduğumun
içinden de veriyorum, dışından da ! “ demiş.
Bu masal, açgözlülüğünden tanrıları bile
kandırmaya kalkan pinti için söylenmiş.
YOLCU İLE TALİH
Adamın biri uzun
uzun yol gitmiş, yorulmuş; bitkin bir halde bir
kuyunun başına serilivermiş. Öyle kalsa kuyuya
yuvarlanıverecekmiş ama peri gelmiş uyandırmış :
“ Kalk, be adam ! Sen bu kuyuya düşseydin suçu
kendi düşüncesizliğine bulmaz, bana bulurdun”
demiş.
Çoğu kimseler, kendi suçlarıyla felakete
düştüler mi, suçu tanrılarda bulur, talihten
yakınırlar.
EŞEĞİ DENEYEN ADAM
Adamın biri bir eşek alacakmış, pazara gitmiş,
bir tane bulmuş, denemek için evine getirmiş.
Öteki eşeklerin arasına götürüp yemliğin başına
bırakmış. Eşek, bütün eşekler arasında en
tembelini, en oburunu bulup yanına gitmiş.
Adamcağız hayvanın bir iş yapmadığını görünce
başını yulara geçirmiş, gene pazara götürüp
sahibine geri vermiş. Eşeğin sahibi; “Geri
getiriyorsun, ama iyice denedin mi ?" diye
sorunca öteki; “ Denemeye hacet kalmadı. Ne eşek
olduğu seçtiği arkadaşlarından belli ! “ demiş.
Biz de kimlerle düşüp kalkarsak, huyumuzu
onlarınki gibi bilirler.
EŞEK İLE KATIR
Bir katırla bir eşeği yüklemişler, yola
çıkarmışlar. İkisinin taşıdığı da birmiş ; eşeğe
ne kadar yüklemişlerse katıra da o kadar
yüklemişler. Eşek kızmış bu işe; “ Katıra bana
yedirdiklerinin iki katını yediriyorlar, bari
yükü de iki katı vursalar ! “ demiş. Gitmişler
gitmişler, eşekçi eşeğin pek yorulduğunu
anlamış, onun sırtında ne varsa hepsini alıp
katıra yüklemiş. Katır başını kaldırıp eşeğe
bakmış, demiş ki; “ Şimdi söyle bakalım. Bana
sana yedirdiklerinin iki katını yedirmeleri
doğru değil miymiş ? “
Bir kimseye verilen parayı kıskanmadan önce,
başlangıçta ne yapıyor, ona değil, sonunda ne
yapıyor, ona bakmalıyız.
EŞEK İLE KÜÇÜK KÖPEK
Adamın birinin bir küçük köpeği ile bir de eşeği
varmış ; hep köpeği ile oynarmış. Yemeğini gidip
çarşıda yese, köpeğini unutmaz, ona bir şey
getirir, köpek kuyruğunu sallayarak yanına
gelince önüne atıverirmiş. Eşek bu hali
kıskanmış; “ Ben de yaparım ! “ diyerek akşam
efendisine gitmiş, sıçrayıp oynamış, adamcağızın
boynuna atılmaya kalkmış ; ama ayağı ile vurup
canını acıtmış. Efendisi kızmış, ahıra gönderip
bağlatmış.
Her iş herkesin elinden gelmez, bu masal onu
gösteriyor.
- SON -
|
|
|