|
KÖPEK ÖLDÜREN İKARUS TESTİ..?
Bir günümü verdiğim İkarus otobüsünün testinden kaleme aldıklarım.
İkarus otobüs almak isteyenler için tarafımca yapılmış testtir. ve bunun sonuçlarıdır.
İkarus'un Macaristan'daki üretim bölge müdürlüğü'ne otobüslerin testlerine orada yerinde katılmak isteğimi iletmek üzere ikarus'un resmi web sitesine girdiğimde, anlamadığım bir dille ve ilginç bir alfabeyle karşılaşınca, bunun yerine iett genel müdürlüğü'ne ulaştım.
Bana gayet güleryüzlü bir şekilde yaklaştılar. İsteğimi bildirince de kesinlikle reddetmeyerek bana 20 ytl akreditasyon bedeli karşılığında çipe benzer, adına akbil denilen mucizevi cihazı vererek, beni çok fazla sayıda İkarus modelinin bulunduğu kadıköy otobüs durakları'na yönlendirdiler.
Bostancı otobüs durağı çok sayıda ikarus modelinin yanyana durduğu, ve istediğinizi test edebileceğiniz mükemmel bir müze görünümünde.
Ben de kendime bir İkarus seçtim ve binmek için yanına gittim. Gördüm ki benimle beraber aynı aracı test etmek üzere akredite olmuş bir sürü insan var. İşte buradan da bu araçların ne kadar popüler olduğu konusunda bir fikir edinebiliriz.
Ben araca binmeden önce etrafını dolaşmaya ve dış görünümünü incelemeye karar verdim. Büyük bir kesmeşeker kutusunu andıran heybetli aracın dış boyası en son teknik sentetik boyayla, bu uygulamayı en kusursuz şekilde yapmayı öğrenmiş ikarus teknisyenleri tarafından biraz tinerle karıştırılarak ruloyla uygulanmış, bu sayede boyaya süper görünüm kazandıran portakallık ve matlık elde edilmişti.
Tamponlar gövde ile aynı renk, kenar çıtaları metal kabartma, jantlarda ise kusursuz sentetik boyanın beyaz rengi tercih edilmişti. dolma tekerleklerle inanılmaz bir uyum içinde gözüküyordu.
Aracın içine girmek için ön kapıya geldiğimde ilk basamağı çıkıp sola döndüm ve ancak 30 cm. ilerleyebildim. Çünkü benden önce davranan sevgili akrediter arkadaşlarım yerlerini kapmışlardı. Sayın şoför ise durumumun farkına vararak "beyler arkaya doğru ilerleyelim" dediğinde İETT 'nin üstün misafirperverlik anlayışıyla karşılaştığımı bir çırpıda anlamıştım.
Şöför kabini evin banyosunun haricinde bulunan bir küçük tuvalet büyüklüğündeydi ki bu bence yeterince geniş bir alandı. Göstergeler kolayca ulaşılabilir, okunması kolay olan göstergelerdi. Gerek mazot depo göstergesi gerekse hararet göstergesi ergonomik yapılarıyla dikkat çekiyordu. Sanırım tek dezavantaj şoförün yaklaşık 1 metre uzağında bulunan vites topuzuydu. Teknik bilgileri ilk ağızdan yani şoförden öğrenmek için yanına yaklaştığımda, bana yukarıda bulunan bir levhayı işaret etti. Levhada "lütfen seyir esnasında şoförle konuşmayın" yazısını görünce içimde tüm aktif ve pasif güvenlik önlemleriyle donanmış aracın güvenini tam manasıyla hissettim.
Bir bomba patlaması etkisi yaratan motorun sesini duyduktan sonra refleks olarak siper aldığım yerden kalkarken, şoförün yerinden kalkarak uzandığı vitesi 1'e takmasıyla kendimi tekrar yerde buldum. aman allah'ım!! bu nasıl bir beygir gücü!! insanı yere yapıştırıyor!! Gerçi diğer akrediter arkadaşlarım bunun benim tavanda bulunan ve ceylan derisi olduğunu tahmin ettiğim el tutacaklarını tutmamam yüzünden olduğunu söyledilerse de bence kesinlikle şoförün ani kalkma ustalığı ve motor gücüyle alakalıydı. Benimle beraber bir kaç yaşlı teyze ve amcanın da yerden kalkmasıyla yolculuğumuz başladı.
İnanılmaz büyüklükteki seyir camları bize bu şehrin tüm büyüsüyle yolculuk yapmaya olanak sundu. İşte sağda bir kaza! işte solda bir kapkaç! gerçekten de doyumsuz bir keyifti.
Sunroof tasarımı geleneksel konseptin dışında, sentetik boyalı, havanın içeri doğru gelmesini sağlayacak şekilde ön taraftan açılıyordu. Teknisyenlerin içerideki kekremsi kokunun bertaraf edilmesi açısından tasarladıkları bu tasarım sanırım gelecekte de bir çok üretici tarafından kopya edilecektir.
Aracın içerisindeki fazlasıyla geniş alan, sert amortisörler nedeniyle yolcuları virajlarda merkez kaç kuvvetine sokan bir lunapark eğlenceliğindeydi.
Ses sisteminde ise direkt amortisörlerle bağlantılı fısırtılı sistem tercih edilmişti.
Kapılar ise alışılagelmiş manuel sistemin dışında, yolcunun bir düğmeye basarak ve otobüsün 100-200 metre içerisinde durarak kapısını otomatik olarak açtığı o.k.a. (otomatik kapı açma) sistemindendi.
Frenler s.b.y.d. (sert bas yoksa durmaz), savrulma sistemi ise d.t.b.o. (demiri tut bişey olmaz) sistemindendi.
Normal araçlarda bulunan kapı üzerindeki tutacaklar ise burada tüm yolculara standart olarak sunulmuştu.
Boyunuz 1.60 ise ve düz taban ayakkabı giyiyorsanız ne kadar zıplatırsa zıplatsın kafanız tavana çarpmaz korkmayın. Ama kapılar beklenmedik bir biçimde açılırsa aşağı düşebilirsiniz o ayrı. Bir de körüklü olanları sanki ikiye ayrılacakmış, arka taraf kendi kaderine terkedilecekmiş gibi gelse de olmaz öyle şeyler ikaruslara merak etmeyin güvenle bininiz.
Her sabah İkarus’lar okunup üflenerek servise verildiğinden istenmeyen gebeliklere de iyi geldiği bu test sonuçları içerisindedir. İlgililere duyurulur.
Sonuç olarak daha bir elli sene daha götürür bu araç bizleri, biz de böyle kafa oldukça..!.
Ailesi kalabalık kişilerin kesinlikle tercih etmesi gerektiğine inandığım bu mühendislik harikası araçtan inanılmaz keyif aldım.
Test sürüşünün tatlı yorgunluğuyla beykoz'a indiğimde düşündüğüm tek şey, Bostancı’ya nasıl geri döneceğimdi.
ANLATILAR
|
|
|