|
DOLMABAHÇE SARAYI
Telefon:0212 236
90 00
Fax: 212 236 29 06
İlçe: Beşiktaş
Adres: Dolmabahçe, Beşiktaş
Sarayın bulunduğu
yöre, 17. yüzyıla kadar Boğaziçi’nin koylarından
biriydi. Bu bölgenin Altın Post`u aramaya çıkan
Argonotlar`ın efsanevi gemisi Argos’un
demirlediği, Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u
fethi sırasında Haliç’e indirmek üzere
gemilerini karaya çıkardığı yer olduğu ileri
sürülür.
Osmanlılar Dönemi`nde kaptan paşaların donanmayı
demirledikleri, geleneksel denizcilik
törenlerinin yapılageldiği doğal bir liman
görünümünde olan bu koy, 17. yüzyıldan
başlayarak dönem dönem doldurulmuş ve Dolmabahçe
adıyla padişahların Boğaziçi’ndeki has
bahçelerinden biri konumuna getirilmiştir.
Tarihsel süreç
içinde çeşitli padişahlar tarafından yaptırılan
köşk ve kasırlarla donatılan Dolmabahçe; zamanla
"Beşiktaş Sahil Sarayı" adıyla anılan bir saray
görünümü kazanmıştır.
Beşiktaş Sahil
Sarayı, Sultan Abdülmecid Döneminde (1839-1861)
ahşap ve kullanışsız olduğu gerekçesiyle 1843
yılından başlayarak yıktırılmış ve aynı yerde
günümüze dek gelen Dolmabahçe Sarayı’nın
temelleri atılmıştır.
Yapımı, çevre
duvarlarıyla birlikte 1856 yılında bitirilen
Dolmabahçe Sarayı 110.000 m2’yi aşan bir alan
üstüne kurulmuş ve ana yapısı dışında onaltı
ayrı bölümden oluşmuştur. Bunlar saray
ahırlarından değirmenlere, eczanelerden
mutfaklara, kuşluklara, camhane, dökümhane,
tatlıhane gibi işliklere uzanan bir dizi içinde,
çeşitli amaçlara ayrılmış yapılardır. Bu yapılar
arasına Sultan II. Abdülhamid Döneminde
(1876-1909) Saat Kulesi ve Veliahd Dairesi arka
bahçesindeki Hareket Köşkleri eklenmiştir.
Dönemin önde gelen Osmanlı mimarları Karabet ve
Nikogos Balyan tarafından yapılan sarayın ana
yapısı; Mabeyn-i Hümâyûn (Selâmlık), Muayede
Salonu (Tören Salonu) ve Harem-i Hümâyûn
adlarını taşıyan üç bölümden oluşur. Mabeyn-i
Hümâyûn; devletin yönetim işleri, Harem-i
Hümâyûn; padişah ve ailesinin özel yaşamı, bu
iki bölümün arasında yer alan Muayede Salonu
ise; padişahın devlet ileri gelenleriyle
bayramlaşması ve kimi önemli devlet törenleri
için ayrılmıştır.
Tüm yapı, bodrumla
birlikte üç katlıdır. Biçimde, ayrıntılarda ve
süslemelerde gözlenen belirgin batı etkilerine
karşılık bu saray, bu etkilerin Osmanlı
ustalarca yorumlanmış bir uygulamasıdır. Öte
yandan, gerek kuruluş gerekse oda ve salon
ilişkileri açısından geleneksel Türk evi plan
tipinin çok büyük boyutlarda uygulandığı bir
yapı bütünüdür. Beden duvarları taştan, iç
duvarları tuğladan, döşemeleri ahşaptan
yapılmıştır. Çağın teknolojisine açık olan
saraya, 1910-12 yıllarında elektrik ve kalorifer
sistemi eklenmiştir. 45.000 m2’lik kullanılır
döşeme alanı, 285 odası, 46 salonu, 6 hamamı ve
68 tuvaleti vardır. Döşemelerin ince işçilikli
parkelerinin üstünde, önce sarayın dokumevinde,
sonra da Hereke’de dokunmuş 4454 m2 halı
serilidir.
Padişahın devlet
işlerini yürüttüğü Mabeyn; işlevi ve görkemiyle
Dolmabahçe Sarayı’nın en önemli bölümüdür.
Girişte karşılaşılan Medhal Salon, üst katla
bağlantıyı sağlayan Kristal Merdiven, elçilerin
ağırlandığı Süfera Salonu ve padişahın huzuruna
çıktıkları Kırmızı Oda; imparatorluğun tarihsel
görkemini vurgulayacak biçimde süslenmiş ve
döşenmiştir. Üst katta yer alan Zülvecheyn
Salonu; padişahın Mabeyn’de kendine özel olarak
ayrılmış dairesine bir tür geçiş mekanı
oluşturmaktadır. Bu özel dairede, padişah için
mermerleri Mısır’dan getirilmiş görkemli bir
hamam, çalışabileceği oda ve salonlar
bulunmaktadır.
Harem ve Mabeyn
bölümleri arasında yer alan Muayede Salonu;
Dolmabahçe Sarayı’nın en yüksek ve en görkemli
parçasıdır. 2000 m2’yi aşan alanı, 56 sütunu,
yüksekliği 36 m.yi bulan kubbesi ve bu kubbeye
bağlı yaklaşık 4,5 tonluk İngiliz yapımı
avizesiyle bu salon, sarayın diğer bölümlerinden
belirgin bir biçimde ayrılmaktadır. Salon,
bodrumdaki tesislerden elde edilen sıcak havanın
sütun diplerinden içeri verilmesiyle
ısıtılmakta, böylelikle soğuk mevsimlere
rastlayan törenler daha sıcak bir atmosferde
yapılabilmekteydi. Geleneksel bayramlaşma töreni
günlerinde, Topkapı Sarayı’nda bulunan altın
taht bu salona getirilerek kurulur ve padişah bu
tahtta devlet ileri gelenleriyle bayramlaşırdı.
Galeriler ise elçilik görevlilerine, Saray
Orkestrası’na, bay ve bayan konuklara
ayrılmıştı.
Dolmabahçe
Sarayı’nın Batı etkileri altında, Avrupa
saraylarından örnek alınarak yapılmış bir saray
olmasına karşılık, işlevsel kuruluşu ve iç mekan
yapısında "Harem"in eskisi kadar kesin
çizgilerle olmasa da ayrı bir bölüm olarak
kurulmasına özen gösterilmiştir. Ancak Topkapı
Sarayı’nın tersine, Harem, artık saraydan ayrı
tutulmuş bir yapı ya da yapılar topluluğu
değildir; aynı çatı altında, aynı yapı bütünlüğü
içinde yerleştirilmiş özel bir yaşama birimidir.
Dolmabahçe
Sarayı’nın yaklaşık üçte ikisini oluşturan Harem
Bölümü`ne, Mabeyn ve Muayede Salonu’ndan
geleneksel ayrımı vurgulayan demir ve ahşap
kapılarla kesilmiş koridorlarla geçilmektedir.
Bu bölümde Boğaziçi’nin yansımalarıyla
aydınlanan salonlar, sofalar boyunca
padişahların, padişah eşlerinin, çeşitli
görevleri olan kadınların, şehzade ve
sultanların yatak odaları, çalışma ve dinlenme
odaları sıralanmaktadır. Valide Sultan Dairesi,
Mavi ve Pembe Salonlar, Abdülmecid, Abdülaziz ve
Reşad tarafından kullanılan odalar, Cariyeler
Bölümü, Kadınefendi odaları, Atatürk’ün çalışma
ve yatak odası, sayısız değerli eşya, halı,
levha, vazo, avize, tablo gibi sanat yapıtları
Harem’in ilginç ve etkileyici parçalarını
oluşturmaktadır.
Günümüzde
Dolmabahçe Sarayı’nın bütün birimleri restore
edilmiş ve ziyarete açılmış bulunmaktadır.
Saray’ın değerli eşyalarının sergilendiği iki
“Değerli Eşyalar Sergi Salonu”, Milli Saraylar
Yıldız Porselenleri Koleksiyonu’ndan örneklerin
yer aldığı “İç Hazine Sergi Binası”, genellikle
Milli Saraylar Tablo Koleksiyonu’nun bölüm bölüm
ve uzun süreli sergiler biçiminde izleyicilere
sunulduğu “Sanat Galerisi”, bu galerinin alt
katında sarayın çeşitli objeleri ve mimari
süslemelerinden alınmış kuş motiflerinin
fotoğraflarından oluşan sürekli serginin
bulunduğu tarihsel koridor, Mabeyn Bölümü’ndeki
Abdülmecid Efendi Kütüphanesi, Dolmabahçe
Sarayı’nın başlıca sergileme birimlerini
oluşturmaktadır.
Sarayın hemen
girişinde bulunan eski Mefruşat Dairesi’nde
Kültür-Tanıtım Merkezi yer almakta ve Milli
Saraylar’ın çeşitli yerlerinde sürdürülen
bilimsel çalışmalarla tanıtım etkinlikleri bu
merkezden yönlendirilmektedir. Öte yandan, yine
bu merkezde çoğunluğunu 19. yüzyıla yönelik
yayınların oluşturduğu bir kitaplık kurularak
araştırmacıların hizmetine sunulmuştur.
Saat Kulesi,
Mefruşat Dairesi, Kuşluk, Harem ve Veliahd
Dairesi bahçelerinde ziyaretçilere yönelik
kafeterya hizmetleri veren bölümler ve hediyelik
eşya satış reyonları oluşturulmuş, bu reyonlarda
Kültür-Tanıtım Merkezi’nce hazırlanan ve milli
sarayları tanıtıcı bilimsel nitelikte kitaplar,
çeşitli kartpostallar ve Milli Saraylar Tablo
Koleksiyonu’ndan seçilmiş ürünlerin tıpkı
basımları satışa sunulmuştur. Öte yandan Muayede
Salonu ve bahçeler ise ulusal/uluslararası
resepsiyonlara ayrılmış, yeni düzenlemelerle
saray, müze içinde müze birimlerine, sanat ve
kültür etkinliklerine kavuşturulmuştur.
|