Ana Sayfa

E - Posta

Belgeler

7 Ocak 2009 Çarşamba

 

ÜNLÜ KİŞİLERİMİZ


Sevinç Osma :: Duran Deveci :: Feroz Ahmad :: Semavi Eyice

İlyas Salman :: Nesip Tuncel :: Ekrem Bora :: Necati Özensel

İsmail Sır :: Orhan Kızılkaya :: Mustafa Özcan :: Özhan Eren

Türker Özdoğan : : Ateşan Aybars : : Ramazan Tınç : : Emin M. Çizmeci : : Necati Tosuner : : Özcan Davaz : : Nurhan Atasoy : : Gül İrepoğlu : : Suat Atalık : : Bedia Akartürk : : Erol Hürbaş : : Ahmet Say : : Filiz Çağman


İSMAİL HAKKI SIR


1949 yılında Bostancı'da doğdu.
1961-1969 yıllarında Avusturya Lisesini, 1969-1973 yıllarında İstanbul İktisadi ve Ticaret Bilimler Akademisini ve 1964 yılında Avusturya'da Viyana Üniversitesini bitirdi.Bu üniversite bitiminde tezleri ile "Ekonomi Doktoru"ünvanını aldı. Türkiye'ye dönüşünde muhtelif üniversiteler de akademisyen olarak hizmet verdi.1979-1994 yıllarında 70 den fazla makalesini Türkçe, Almanca ve İngilizce olarak yayınladı. Halen Bostancı'da oturmakta olup; yazarlığa Viyana'da başladı.Hikayeleri Almanca olarak yayınladı. Şiir ve hikaye türü üzerine kitapları ülkemizde yayınlanmaktadır.
Şu anda hayatını yazar olarak sürdürmektedir.Evli olup bir kız çocuğu babasıdır.
Almanca ve İngilizce bilmektedir. Doktor ünvanlı Şairimizin Bostancılı olmasından gurur duymaktayız.

ERKEKLER AĞLAMAZ

Bazen gözlerim dolu dolu olur
Ağlamak isterim
Birkaç yaş süzülür
Göz pınarlarındanO kadar
Erkekler ağlamaz ya
Ondan işte
Kim koymuş bu kuralı?
Kim ağlamamıza yasak koymuş?
Ne demekmiş erkekler ağlamaz!
Tabii ki bizlerde ağlarız
Aslında ters söylenmiş bu laf
Erkekler az ağlar
Ağlarsa tam ağlar


ÇIĞIRTKAN

Bu cehennem zebanisi
nerden buldu beni
Ne müzikten anlar,
ne edebiyattan
ne sanattan
Varsa yoksa aklı fikri para da
Pul da
O da lazım ama
Bu kadarı fazla
Her şey tadında tuzunda güzel
Sesidir insanın kimliği derler
Sabah akşam bağırıp çağıran
Cırtlak bir ses bu
Hoş bir kaç söz dahi
İşitmek mümkün değil,
Bu ev çığırtkanından
Yat kalk
Her gün tekrarlanan
Ayni cümbüş, ayni nakarat
Böyle olacağı belliydi bunun
Kim görmüş garibin şansının
olduğunu.


SEN KİMSİN

Sen kimsin sen
Onu bilelim
Var mısın, yok musun?
Babanın Abuzüddin bey
Olması
Kimin umurunda?
Bir iz bırakabilecek misin
Bu toplumda?
Onu bilelim
Yoksa yiyip içip
Yan gelip yatıp
Gevrek gevrek
Konuşacak mısın?
Onun bunun
Arkasından
Mağrur mağrur dolaşıp
Durursun
Kıl aldırmazsın burnundan
Her halde bu tavır
Davranışlarınla
Çok mühim bir şahsiyet
Olmalısın
Ne yaptın bu güne dek
Gezip tozmaktan başka?
Yüksek öğrenimini büyük bir
başarıyla mı
tamamladın?
Resim, heykel mi yaptın,
Yoksa seramikle mi uğraştın
Hikaye mi, roman mı,yoksa
Şiir mi yazdın?
Yoksa bilim adamı mısın?
Bırak artık palavrayı
Aileyi, maileyi
Baban Abuzüddin Beyi, deden
Hilmi Beyi
Hem kim vermiş onlara
Bey lakabını
Ne malum beyefeni oldukları
Yaşadıkları müddetçe
Ölülerinin ruhuna fatiha
Bırak
Yatsınlar yattıkları yerde
Rahat huzur içinde
Sen kendine bak
Yazabildin mi oraya
Buraya ismini
Dediler mi ki bu adam
O adamdır
İşaret parmaklarıyla
Göstererek
Aslında
şu anda yaşadığın için
mühim olan sensin
Sen olmalısın
Sen olacaksın
Ama sen bunun
Farkında mısın?

YOL

Yolun başı da sonu da ayni
Ha sondan başlamışsın
Ha baştan
Gidilecek hep ayni yol
Yalnızca değişen insanlar
Yolun başını çocuk,
ortasını genç
sonunu da yaşlanarak
adımlıyorlar
Gelip geçenler değişiyor
Zamanla
Yoksa yol hep ayni yol

ÇİZGİ

Bir yerlerde bir çizgi olmalı
Düzgün ve uzun
Bir de insan
Çizgisini arayan
Üzerinde adımlarken
Hayatını
Hiçbir soru işareti
Bırakmadan
Yaşayabilecek
Yaşamaktan yorulunca
son noktayı
Cesaretle koyabilecek
Bir insan

BİRİLERİ VAR

Birileri var kafamda
Beni üzen
Birileri var söven
Birileri .......
Kim bu şaklabanlar
sahtekarlar,
düzenbazlar?
Kim bunlar ?
Bir de ben varım
kafamın içinde
Bir şeyler yapmak için
Çaba gösteren yıpranan

YANGIN

Duman giderek yayılıyor
Yanık kokusu var havada
Bir yer yanıyor
Ne tulumbacılar var,
Ne itfaiye
Su sıkacak bu yangına
Heyecenlanmayın
Söndüremez benden başka
Kimse bu yangını
İçim yanıyor, içim
Bana
Yapılan bunca haksızlıktan
Sonra.

YAŞANMAYAN BİR GÜN

Gün olur kalkarım
Her şey sütliman
Kuşlar ötüşür
Gönül bahçelerimde
Gün olur kalkarım
Midem bulanır
Tiksinti gelir
Yaşadığım toplumun
Beceriksizliğinden
Gün olur kalkarım
İçim bir hoş olur
Ümitle fırlarım sokağa
Bir şeyler değiştirmek
Umuduyla
Gün olur
Hiç kalkmam
Gün olmaz

O VE BİZ

Yüzünü sarmış
Tatlı bir gülümseme
Belli ki iç dünyası
Daha renkli
Bizimkilerden
İnsanların acayip bakışlarına
Yok fazlaca
Aldırdığı
Keşke onun renkli hayalleri
Biz de olsa da
Tebessümle bakabilsek
Şu garip dünyaya
Biz yaşarken günlük
sıkıntılar içinde
O her gün gülerek yaşıyor
rengarenk kendi
dünyasında
Hiçbir şeyi farkında bile
olmadan.

IŞIK

Her yer zifiri karanlık
Göz gözü görmüyor
Birileri olsa
Mum yaksa,
Kibrit çaksa,
Çakmak tutsa
Yolumu bulamıyorum
Birileri olsa
Elimdem tutsa,
Yol gösterse,
Beni gideceğim yere götürse
Adım atacak yer bulamıyorum
Işık istiyorum ışık
Gün ışığı, hayat ışığı
Bitsin artı bu karanlık
Yalnız bunu istiyorum.

BAHÇEKATI

Güller sardı
yine evimin etrafını
Hep böyle olur
bahar gelince
Eğmiş birisi başını
Bakıyor penceremden
Güldüm
O da güldü
Çıktım dışarı
Öpüştük, koklaştık
Uzun zaman geçmiş
Anlattı başından geçenleri
Pek önemli şeyler değil
Baktım daldaki güle
al kırmızı
Ötekinin de öyle yanakları
Sonra
Uzun uzun kokladım ikisini de
Sırayla.

SOLCU

Bir kadın sevmiştim
O da beni
Sonradan öğrendim ki
Marx, Lenin, Stalin
Hepsi bu kadının
sevdikleri
Bir de ben varım
Onun sevdiği
Bu işte bir gariplik var
Var ama çözemedim gitti
Düşündükçe o kadını
şu soru gelir hep aklıma
Ben de mi solcuyum yani ?
Yoksa bu kadın niçin
sevmişti beni
Kimbilir?
Vardır elbette bir solak
tarafım.

ÇIK ARTIK

Bir kadın yürüyor
Daracık bir sokakta
Tatlı yüzlü
Sarı şaçlı
İyi giyimli
İnsanın sorası geliyor
Senin ne işin var, bre kadın,
Böyle kenar mahallelerde?
diye
Çık anacaddeye
Görsün herkes senin
güzelliğini,
saflığını,
temizliğini
Yakında kararınca hava
Tehlikeli olur bu sokaklar
İstesen bile
Çıkamazsın sonra
Çık
Vakit varken
Çık
Vakit bitmeden
Çık
Çık artık.