Ana Sayfa

E - Posta

Belgeler

7 Ocak 2009 Çarşamba

 

ÜNLÜ KİŞİLERİMİZ


Sevinç Osma :: Duran Deveci :: Feroz Ahmad :: Semavi Eyice

İlyas Salman :: Nesip Tuncel :: Ekrem Bora :: Necati Özensel

İsmail Sır :: Orhan Kızılkaya :: Mustafa Özcan :: Özhan Eren

Türker Özdoğan : : Ateşan Aybars : : Ramazan Tınç : : Emin M. Çizmeci : : Necati Tosuner : : Özcan Davaz : : Nurhan Atasoy : : Gül İrepoğlu : : Suat Atalık : : Bedia Akartürk : : Erol Hürbaş : : Ahmet Say : : Filiz Çağman


ÖZCAN DAVAZ

Doğumum babamın görev yeri dolayısıyla 1939 yılında Bursa’ya Mayıs’ın20’sine rastlamış. Aslen ailecek çoook eski Bostancılıyız.

Doğduğumda “kocaman bir kafa / armut sapı boyun /teraziye koyun / iki kilo dört yüzdirhem çekmişim”. Herhalde bunun üçte biri de artık ensemde / boynumdaağrı ve sızılar yapmaya başlayan 60 cm kutrundaki başım.Eh… 68 yıldır bubaşı nereye gidersem gideyim, taşır dururum. 49-50’de Bostancı Birinci İlkokulunu, 57-58’de GSL’ni, 61-62’de SBF’ ni,65 -66 da da , Maliye Bakanlığımızın lisans üstü eğitime gönderdiği memuru olarak Paris İktisat Fakültesine bağlı ve o zamanların modası olan“planlı ekonomik kalkınma” konusunda eğitim veren bir enstitüyü (İRFED)bitirdim.

Okullar toplam 19 yıl ediyor. İyi dayanmışım.Askerlik dahil 42yıl da memuriyet yapmışım. Bunun 1 yılı İGEME’ de, 6 yılı Maliye HAZMİİT’de, 35 yılı da Hariciye’de geçti. Dış görevlerde 2 tam,1 de ¼ yani çeyrek savaş yaşadık. Birincisi: 1973 İsrail Arap savaşı ve Şam’ın bombardımanı, Bu bombardıman sırasında eşim Selma , Allah’a şükür bir çok kişinin öldüğü bir evden sağ çıkan dört kişi arasında idi. İkincisi: 1984 ‘de Tahran’nın iki buçuk ay, (Şubat-Nisan1984) hemen her gece bombalanması. Bu Rus ruleti gibi bir olay : gün batımından gün doğumuna kadar ne zaman gelecekleri belli olmayan ama he gece muhakkak gelip çok yükseklerden geçen Irak uçakları, koca binaları peynir gibi kesen on on beş bomba atıp gidiyorlar. Piyango kime çıkarsa.O tarihte 7-8 milyon nüfuslu bir kent olan Tahran’da siz gelin her akşamüstü başlayan telaşa bakın. Ve çeyrek dediğim üçüncüsü 1974 Kıbrıs Barış Harekatını hemen takip eden günler ve aylarda, ikinci harekatın bitişinden bir gün sonra yani 19 Ağustos 1974’ten itibaren dört beş ay ,Lefkoşa’da Yeşil Hat boyunca havan mermilerinin ve işaret fişeklerinin menzili ve gölgesindeki yaşam,- Bu harpler ve olağanüstü durumla rsırasında, bir can pazarı ortamında, can ve mal kaygısının ne demeye geldiğini, insanların tersini yüzünü, içini dışını gördük ve belki de ayırt edebildik diye düşünüyorum.

Deniz’i ve yüzmeyi daha bebek yaşlardayken, balık tutmayı , salamura ve lakerda yapmayı ve Marmara’da rüzgarların ismini, yönünü, enini boyunu daha 8-10 yaşlarından itibaren Bostancı’da öğrendim.

Erol Hürbaş’ı 9-10 yaşındayken Bostancı’da tanıdım, ping pong ve diğer top’lu oyunları bir güzel oynamayı da 8 yaşımdan itibaren yine Bostancı da öğrendim. Erol ile gariptir 17,5 yıl, ya yan yana yataklarda, ya da ranzada alt alta veya üst üst üste veya ortak tuttuğumuz evlerde ayrı odalarda uyuduk, hatta ikimiz de evlendikten sonra aynı apartmanda veya komşu evlerde ve bir süre iş yerlerimizde de aynı odalarda , aynı binalarda beraber yaşadık. Bu arada görev dolayısıyla İsanbul’dan uzun yıllar uzakta kaldığımız için olsa gerek, GSL ailesinde ölçüyü, sadakati, birlikteliğin erdemini, gerçek dostluk ve arkadaşlığı elli yıldır büyük bir kararlılık ve sabırla bizler ibirbirimizden haberdar tutmayı başaran ve kuşkusuz hepimizin teşekkür borçlu olduğu DİK Kirkor’umuzdan (DİK: Devamlı İrtibat Koordinotörü–sakın harflerle oynamayın-) geç de olsa öğrendim. GSL’ni sevdim ve mutlu idim..

Ne kadar toplu oyunlar varsa oynadım. Baştaping-pong , hatta sonra bir ara güreş’te de 11/C’ de iken 52 Kiloda Yersuvat’i yenip şampiyon oldum. Kupamı madalyamı Z.Ömer Defne’nin elinden karşılıklı ağlayarak aldım.Sonra, aynı yıl Liselerarası Şampiyona’da Sultanahmet Sanat’tan Ahmet diye biri beni perişan etti Nerdeyse doğduğuma pişman oldum.

Eşim Selma’yı 23 yaşında Ankara SBF’de tanıdım 26 yaşında evlendik. Tam kırk yıl bana, çok iyi yetiştirdiği çocuklarımıza baktı ve bir diplomat eşi olmanın türlü zorluklarını, gereklerini kusursuz yerine getirdi. 1966’da kızımız Zeynep İstanbul’da,, 1972 Noel gecesi de ikizlerimiz Ahmet ve Mehmet Şam’da doğdular , bir Katolik vakfı olan İtalyan hastanesinde.Evet tam da o Noel gecesi Dünya’ya gelen ilk erkek çocuklardı. İsimlerini İsa ve Musa koymadık diye galiba biraz hayıflanırım Ahmed’in eşi Alman Katina iki , Mehmet’in eşi Fransız Marie ise bir pek güzel torunlar verdiler Ama hepsi pek uzaklardalar.

Emeklilikten sonra yeniden yerleştiğim Bostancı’da beni bir yazma hevesidir sardı. Yazdığım iki kitap basıldı. “Birisi Bostancı Masalları /Dört Masal Dört Mevsim.” Daha taze, Aralık 2007’de Okuyan Us Yayınlarında çıktı. Diğeri, görev yaptığım Bangladeş’de farkına vardığım bir şair.Namıdiğer ‘Asi Şair’ Kazi Nazrül İslam. 13 Eylul 1921 Sakarya Zaferinin haberi Kalküta’ya gelir gelmez 258 satırlık bir Kemal Paşa destanı yazıp;

‘Harikalar Yarattın sen Kemal Harikalar /

Harikalar yarattın Kemal kardeşharikalar “
diye Gazi Paşamıza seslenen şair. . Kitabın ismi Atatürk /Bangladeş / Kazi Nazrül İslam. Her ikisini de okumanızı diliyor ve hal tercümemi Nazrül’den tercüme ettiğim ‘Eşitlik Şarkısı’ isimli bir şiiri ile noktalıyorum. Bu şiiri çok ama çok beğeniyorum. Çünkü bu bana biryandan özgürlük ve özgür insan üreten Lisemizi,ve memleketimizde bir özgürlük ve Vakar abidesi olan Tevfik Fikret’i, diğer yandan da Nazrül’ ün şiirinin çağrıştırdığı ülkenin benzeri olan 50’li, 60’lıyılların Bostancısı’nı hatırlatıyor . İşte o Şiirden bir dörtlük:

“Ben eşitlik türküleri söylerim her zaman Orda erir bütün sınırlar Onda biter tüm yabancılıklar Hindu , Budist, Müslüman Hıristiyan olmalar”