<<<< Diger Romanlar
Kör Melek ; Ben Jelloin
Bu roman İtalya’da mafyanın devlete ve millete hakim olduğu ve kan
kusturduğunu anlatıyor. Ama anlatım bir romandan ziyade anı veya gezi yazısı
şeklinde. Yazarı İtalya’ya gezmeye davet ediyorlar. O gezisinde İtalya da
yaşanan trajik ve kanlı olayları yerinde inceleyerek yaşamış gibi anlatıyor.
Kitapta birbirinden bağımsız 15 kısa yaşanmış cinayet olayları anlatılıyor.
Bunların birinde ölümün kol gezdiği yerlerde, masumca ve suçsuzca öldürülen
çocuklar anlatılmış. Bu çocuklara cinayet ruhu işletilmiş. Okula giderken
ekmek götürür gibi silah götürüp birbirlerini vurmaları anlatılıyor.
Günahsızca ölen çocuklar gökyüzüne melek olarak çıkıyor. Ama yukarılarda ya
elektrik direğine ya da yerden sıkılan kurşunlara hedef oluyorlar.
Yazarın inceleyip anlattığı bir olayda ise belediye başkanı yani komiseri
anlatıyor. Bu komiser bekar, yaşı geçmiş,cinsel fantezileri olan biridir.
Şehirde yine kan oluk gibi akmakta, belirli yerler dışında halk sokağa
akşamları çıkmıyor. Faali meçhulleri araştıran yok. Bu gün kimden kim ölecek
diye merak ediyorlar.
Devlet adamları korumalarla geziyor ama hiç kimse birbirine güvenemiyor.
Komiser yine bir gün hakimlerle toplantıya katılmak üzere yola çıkar.
Toplantı binasına gider. Bunadığını düşünür. Beklemeye başlar. Adam değişir.
Kızla kendini yalnız odada sanır. Birlikte olmak üzereyken hayalinden
uyanır. Hakim gelmiş toplantı başlayacaktır. Komiser etrafına bakar, böyle
bir kızı görmeye çalışır göremez sonra yine mekan değişir. Bekleme salonunda
toplantıyı beklerken toplantının iptal olduğunu duyar. Dışarı çıkar, yanında
korumaları yoktur. Beklediği yerde o kız yine karşısına çıkar, birlikte
yemeğe çıkarlar. Mutlu bir gün geçirir. Akşama komiserin sıcak tek kurşunla
ensesinden vurulmuş cesedi kentin bir köşesinde bulunur.
Başka bir ülkede ise cinayetlerin sosyal yönünü araştıran bir kişiye durum
anlatılır. Karısı bu şehirden bu mafya aile kavgası kurşun ve cinayetlerden
bıkıp başka şehre gider. Kocası ise araştırmalar sırasında karısının
haklılığını kabul eder. Arkasından oda şehri terk eder.
Bazı evlerde cinayet o kadar ileri gidiyor ki kendini asma becerisi
gösterenler evlerinde idam sehpası bile kurabiliyorlar.
İki arkadaş çocukluktan beri beraber kardeşçe büyüyor. Yiyip içtikleri ayrı
gitmiyor. Büyüyünce biri amcasıyla kaçakçılığa diğeri okumaya gidiyor.
Kaçakçı lider oluyor. Arkadaşını yanına alıyor birlikte çalışmaya
başlıyorlar. Zaman sonra küçük bir miktar para için düşman oluyorlar. Aile
kavgası başlıyor. Birçok insan ölüyor. En sonunda birbirlerini vuruyorlar.
İki arkadaş lokantaya giriyorlar, sakince yemeğini yiyen müşterilere aldırış
etmeden kabadayılığa başlıyorlar. Ortalığı dağıtıp giderken kapıdan patron
silahla girer. Şöyle der: Ülkemiz yaralıdır ve herhangi bir serseri dürüst
insanları korkutmaya cesaret edebilir. Ben dayandım dayanıyorum, yalnızım,
güçlülerin yasalarına boyun eğmeyi red ediyorum. Bu sunduğum son yemektir.
|